Ekim 2025’te dünya kamuoyuna "barış" diye pazarlanan ateşkes anlaşmasını bir imha silahına dönüştüren siyonist İsrail, bugün Gazze’nin kalbi sayılan sivil yerleşimleri ve yardım bekleyen mazlumları hedef alarak katliamlarına bir yenisini ekledi; sahadaki resmi şehit sayısı 72 bini aşarken, enkaz altındaki on binlerce canla birlikte Gazze tam bir soykırım mezarlığına dönüştürülmek isteniyor.
Gazze Şeridi’nde 13 Şubat 2026 itibarıyla yaşananlar, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kayıtlara geçiyor. İşgalci güçlerin "ateşkes" adı altında yürüttüğü oyalama stratejisi, sahada her gün onlarca Filistinli kardeşimizin kanının akmasına engel olmuyor. Bugün bölgeden gelen son raporlar, İsrail ordusunun sadece bombalarla değil, "aç bırakma ve dondurma" politikasıyla sistematik bir etnik temizlik yürüttüğünü bir kez daha kanıtladı.
Bugün (13 Şubat 2026) ajanslara düşen sıcak gelişmeler, işgalin acımasız yüzünü bir kez daha gösterdi:
Ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen, İsrail rejimi Gazze’nin kuzeyine yardım girişini %90 oranında engellemeye devam ediyor.
Sadece Gazze değil, işgal altındaki Batı Şeria da siyonist baskının kıskacında. Bugün Nablus, Tubas ve Eriha kentlerinde düzenlenen baskınlarda, aralarında kadınların ve yerel yöneticilerin de bulunduğu 27 Filistinli hukuksuz şekilde gözaltına alındı. Evleri yağmalanan Filistinlilerin direniş iradesi ise bu zulüm dalgasına karşı dimdik ayakta durmaya devam ediyor.
Tüm teknolojik üstünlüğüne ve küresel güçlerin desteğine rağmen İsrail, Gazze halkının topraklarına olan bağlılığını kıramıyor. Enkazlar arasında kurulan çadırlarda hayatı yeniden filizlendiren Gazzeliler, "Bizi yok edemeyecekler" mesajını dünyaya vermeye devam ediyor.
Ankara ve diğer bölge başkentlerinden yükselen "Somut yaptırım" çağrıları ise, 13 Şubat 2026 itibarıyla henüz eyleme dökülmemiş olmanın acısını taşıyor. Gazze halkı, sadece kendi toprakları için değil, tüm insanlığın onuru için direniş nöbetini sürdürüyor.
Muhabir : Mehmet Fatih ÖNK