Ekim 2025’te imzalanan ateşkes anlaşmasını bugüne kadar 1.620 kez ihlal eden siyonist İsrail güçleri, Gazze’nin güney ve kuzeyinde sivil yerleşim alanlarını enkaza çevirmeye devam ediyor; 10 Şubat 2026 itibarıyla ateşkes sürecinde hayatını kaybeden mazlum Filistinlilerin sayısı 581’e ulaşırken, bölgede açlık ve yıkım bir "soykırım silahı" olarak kullanılmaya devam ediyor.
Gazze Şeridi’nde dünya kamuoyunun gözü önünde sergilenen insanlık dramı, 2026 yılının Şubat ayında da tüm şiddetiyle sürüyor. İşgalci güçlerin "güvenlik" bahanesiyle vurduğu her nokta, Filistinli annelerin feryadı ve çocukların gözyaşıyla yankılanıyor. 10 Şubat 2026 (bugün) itibarıyla gelen raporlar, İsrail ordusunun sadece silahlarla değil, geniş çaplı bina yıkımlarıyla da Gazze halkını toprağından koparmayı hedeflediğini bir kez daha kanıtladı.
10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ve bölgeye nefes aldırması beklenen ateşkes süreci, İsrail’in saldırganlığı nedeniyle bir "ölüm tuzağına" dönüştü. Bugün yayımlanan güncel verilere göre:
Gazze’nin sadece mermilerle değil, açlıkla da kuşatıldığı gerçeği uluslararası raporlara yansıdı. BM verilerine göre, 2026 yılının ortalarına kadar yaklaşık 571 bin Filistinli "acil durum" seviyesinde açlık yaşamaya devam edecek. Yardım tırlarının girişini kasten engelleyen işgal rejimi, Gazze halkını en temel insani ihtiyaçlarından mahrum bırakarak iradesini kırmaya çalışıyor. Özellikle çocuklarda görülen akut yetersiz beslenme vakaları, son bir yılda tam 6 kat artış gösterdi.
İsrail’in tüm teknolojik ve askeri üstünlüğüne rağmen, Gazze halkı onurlu duruşundan taviz vermiyor. Bugün Gazze sokaklarında yükselen bir diğer görüntü ise Filistinli gençlerin, İsrail’in yıktığı binaları maketlerle canlandırarak hafızayı diri tutma çabası oldu. "Bizi yok edemeyecekler" mesajı veren Gazzeliler, her şeye rağmen topraklarını terk etmemekte kararlı.
Endonezya’nın Gazze’ye 8 bin asker gönderme hazırlığı ve Türkiye’nin diplomatik alandaki sert çıkışları, Filistin davası için umut ışığı olmaya devam ediyor. Ancak 10 Şubat 2026 itibarıyla sahada dökülen kan, kınama mesajlarından fazlasına ihtiyaç duyulduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor.
Muhabir : Mehmet Fatih ÖNK